27 Ağustos 2011 Cumartesi

bi acayip tuhafım şu günlerde...

sanırım ben gitmelere hiç alışamayacağım. bi parçamı hep unutuyorum unuttuğum yerlerde ve sonunda bitmekten korkuyorum. kalsam ne olur ki sanki? okuyup da büyük adam nasıl olunur onu bile bilmiyorum ki? ama bunu ebeveynlerime söylediğimde ''biz de özlüyoruz ama gitmelisin.hem çok çabuk geçiyor zaman bi bakmışsın okul bitmiş yine hep beraberiz'' diye öğüt veriyorlar. ama ben de zaten bu yüzden kalmak istiyorum. zaman çok çabuk geçiyor. kaçırdığım gülüşler, gözyaşları, tebrikler birikiyor bi taraflarda.


bi de şu bavul hazırlama işi var mesela. her şeyi götürmek istiyorum. elimden gelse babamla annemi de atacağım içine. tam 3 bavul zımazım doldu ama hala götürmek istediğim şeyler var dışarıda. çok zor yaa

.
bu arada yeri gelmişken bugün öğrendiğime göre zımazım diye bi kelime yokmuş. yani kimse bilmiyor. herkes bu kelimeyi kullanınca güldü ve bi kötü oldum yahu. ama sonra düşündüm de şu fani dünyada bi kelimem varmış benim. sadece benim. havalı aslında.


bi de bi de bi deee menekşemin minik minik yaprakları çıktı. çocuğum olmuş gibi sevindim. gözlerimde iki çipil yaş oluştu. annemlerin geldiğini gördüm sildim hemen. neyim ben şimdi? toprak ana mı oldum yoksa?

22 Ağustos 2011 Pazartesi

lise arkadaşlığı başkadır!

bu söz herkes tarafından söylenen,artık yiteeer yaa yine mi aynı laf dediğimiz ama sonunda çok doğru deyip hak verdiğimizdir. lise başkadır! arkadaşlar başkadır! lise arkadaşlığı süper ötesidir!!
kimileri okuduğunda 'abartmış yahu' diyecek ama en azından bizim için durum bu. biz kim miyiz? biz 12-c ahalisiyiz. biz hiç kopmadık birbirimizden mesela. mezuniyet töreni bizim için veda töreni değil oohh kopmaya geldik millet iyi organizasyon dediğimiz bir geceydi. herkes birbirini arar sorar  tatillerini gözler. buluşmalarımız çok acayiptir. hep aynı espriler gündeme gelir ama her defasında daha fazla reaksiyon alır. gittiğimiz mekanlarda hayvan gibi güldüğümüz için defalarca uyarılmışızdır. topluluğun yarısı anatomi yarısı teknik çizim konuşur sonuç olarak konu yine 'kamyoncu' diye adlandırdığımız fizik hocasına, 'tayyip çakması' celalettin hocaya, 'edebiyat devi' ne, 'eski boksör bozuntusu' almanca hocasına vs. ye gelir ve havaya girilir .birinin sıkıntısı hemen duyulur çare olmak için çabalanır. yeni yapılan manitalar haber verilir, tebrik edilir. bayramlarda, kandillerde, yılbaşlarında, doğum günlerinde mesajlar eksik edilmez.
uzun lafın kısası lise arkadaşlığı başkadır! onlar candır! onlar deniz kenarında yenilen simitle içilen çaydır, doyurucudur, keyif verir, susamlar dişlerin arasında girdiğinde çoğunlukla komiktir ve yüzlerdeki gülümsemedir :)

19 Ağustos 2011 Cuma

18 Ağustos 2011 Perşembe

http://fizy.com/#s/2at0n


bi de 'sen' olsa çok güzel olurdu :)

15 Ağustos 2011 Pazartesi

elde kalan = suskunluk

özlemek bir fincan karadut çayı bugünlerde...


mevsimler çabuk döner. peki sen?

14 Ağustos 2011 Pazar

sevgi ve dostluk

kavgayı, bir yaprağın üzerine yazmak isterdim sonbahar gelsin yaprak dökülsün diye

öfkeyi, bir bulutun üzerine yazmak isterdim yağmur yağsın bulut yok olsun diye

nefreti, karların üzerine yazmak isterdim güneş açsın karlar erisin diye

...ve dostluğu ve sevgiyi, yeni doğmuş tüm bebeklerin yüreğine yazmak isterdim onlarla birlikte büyüsün bütün dünyayı sarsın diye

                                                                         yılmaz güney


13 Ağustos 2011 Cumartesi