1 Mayıs 2014 Perşembe

*bütün kalmalarım 
                       esaslı bir gidii            
                                       i
                                        ii
                                          iiş  için.

5 Ocak 2013 Cumartesi

bugünden dünkülere...

o değilde bu blog yazma işi iyice tatlı kraker gibi oldu. amacından saptı, beklentiyi karşılamıyor !

7 Kasım 2012 Çarşamba

ah ne de güzel ağlar çocuklar !
utanmadan,sıkılmadan.
ileride bu gücün kaybolcağını ummadan.

ağla çocuk!
yapabiliyorken bunu,
katıla katıla ağla!
her damlada yıkan,yıka dünyayı!

28 Mart 2012 Çarşamba

en iyisi gitmek de,
                        nasıl??

4 Şubat 2012 Cumartesi

üçnoktanınçokluğu

o değil de mutsuzluğum çok ağır. ama başkalarına yüklemeye de kıyamıyorum. ne de olsa az bi zaman değil geçirdiğimiz. o da elim gibi ayağım gibi hatta böbreğim gibi. sancılı ve dirençli.
şu günlerde satıra sığmayan o son harf gibiyim. bi şeyler gidiyor evet ama yolu sorgulamıyor. acaba önemli olan sadece gitmek mi? yaptığım geçmek mi geçiştirmek mi? üstelik çok ağır nefes alıyorum. zaten hiçbir paragfaf da bu şekilde başlamaz ki.
vakit geç oldu. nerdekiler bekler?

16 Kasım 2011 Çarşamba

tımtım tımtım...

bayramda eve gittiğimde eski fotoğraf makinemizi buldum.tabi ki de hemencecik kimseye çaktırmadan bavula attım.gelince bi de baktım ki içinde tab edilmek üzere bekleyen fotoğraflar var.kim bilir hangi yılın anıları? çok heyecanlııııı. umarım çok fotoğraf yanmamıştır :))

28 Ekim 2011 Cuma

gidesim var

nereye olduğunu bilmiyorum ya da ne ile gideceğimi.sadece gitmek istiyorum.uzaklara,çok uzaklara,hiç bilmediğim,yeni uzaklara...

9 Ekim 2011 Pazar

değişim

sadrettin
sen çok değiştin
adın bile ahmet'ti
senin

                       cihan demirci-çıkışlar arka kapıdan

11 Eylül 2011 Pazar

yine yollara düşmek

 
saatlerce koltuk da oturmak, bi süre sonra malum bölgede düzleşme olması, uykunuz gelse bile uyuyamamak, gece mola verildiğinde ölümüne üşümek...vb. hepsini geçtim de şu yollarda dinlenilen müziklerin mantığı nedir yaa??? otobüs firmaları özellikle mi seçer onları? kendimi şimdiden melankoliye hazırlamalıyım zira 16 saat uzun bi süre !!! 
 
 

31 Ağustos 2011 Çarşamba



ben alışamam hiçbir şeye
alışmamalıyım da
belki sana değil ama
bu düpedüz ihanet bana...


27 Ağustos 2011 Cumartesi

bi acayip tuhafım şu günlerde...

sanırım ben gitmelere hiç alışamayacağım. bi parçamı hep unutuyorum unuttuğum yerlerde ve sonunda bitmekten korkuyorum. kalsam ne olur ki sanki? okuyup da büyük adam nasıl olunur onu bile bilmiyorum ki? ama bunu ebeveynlerime söylediğimde ''biz de özlüyoruz ama gitmelisin.hem çok çabuk geçiyor zaman bi bakmışsın okul bitmiş yine hep beraberiz'' diye öğüt veriyorlar. ama ben de zaten bu yüzden kalmak istiyorum. zaman çok çabuk geçiyor. kaçırdığım gülüşler, gözyaşları, tebrikler birikiyor bi taraflarda.


bi de şu bavul hazırlama işi var mesela. her şeyi götürmek istiyorum. elimden gelse babamla annemi de atacağım içine. tam 3 bavul zımazım doldu ama hala götürmek istediğim şeyler var dışarıda. çok zor yaa

.
bu arada yeri gelmişken bugün öğrendiğime göre zımazım diye bi kelime yokmuş. yani kimse bilmiyor. herkes bu kelimeyi kullanınca güldü ve bi kötü oldum yahu. ama sonra düşündüm de şu fani dünyada bi kelimem varmış benim. sadece benim. havalı aslında.


bi de bi de bi deee menekşemin minik minik yaprakları çıktı. çocuğum olmuş gibi sevindim. gözlerimde iki çipil yaş oluştu. annemlerin geldiğini gördüm sildim hemen. neyim ben şimdi? toprak ana mı oldum yoksa?

22 Ağustos 2011 Pazartesi

lise arkadaşlığı başkadır!

bu söz herkes tarafından söylenen,artık yiteeer yaa yine mi aynı laf dediğimiz ama sonunda çok doğru deyip hak verdiğimizdir. lise başkadır! arkadaşlar başkadır! lise arkadaşlığı süper ötesidir!!
kimileri okuduğunda 'abartmış yahu' diyecek ama en azından bizim için durum bu. biz kim miyiz? biz 12-c ahalisiyiz. biz hiç kopmadık birbirimizden mesela. mezuniyet töreni bizim için veda töreni değil oohh kopmaya geldik millet iyi organizasyon dediğimiz bir geceydi. herkes birbirini arar sorar  tatillerini gözler. buluşmalarımız çok acayiptir. hep aynı espriler gündeme gelir ama her defasında daha fazla reaksiyon alır. gittiğimiz mekanlarda hayvan gibi güldüğümüz için defalarca uyarılmışızdır. topluluğun yarısı anatomi yarısı teknik çizim konuşur sonuç olarak konu yine 'kamyoncu' diye adlandırdığımız fizik hocasına, 'tayyip çakması' celalettin hocaya, 'edebiyat devi' ne, 'eski boksör bozuntusu' almanca hocasına vs. ye gelir ve havaya girilir .birinin sıkıntısı hemen duyulur çare olmak için çabalanır. yeni yapılan manitalar haber verilir, tebrik edilir. bayramlarda, kandillerde, yılbaşlarında, doğum günlerinde mesajlar eksik edilmez.
uzun lafın kısası lise arkadaşlığı başkadır! onlar candır! onlar deniz kenarında yenilen simitle içilen çaydır, doyurucudur, keyif verir, susamlar dişlerin arasında girdiğinde çoğunlukla komiktir ve yüzlerdeki gülümsemedir :)

19 Ağustos 2011 Cuma

18 Ağustos 2011 Perşembe

http://fizy.com/#s/2at0n


bi de 'sen' olsa çok güzel olurdu :)

15 Ağustos 2011 Pazartesi

elde kalan = suskunluk

özlemek bir fincan karadut çayı bugünlerde...


mevsimler çabuk döner. peki sen?

14 Ağustos 2011 Pazar

sevgi ve dostluk

kavgayı, bir yaprağın üzerine yazmak isterdim sonbahar gelsin yaprak dökülsün diye

öfkeyi, bir bulutun üzerine yazmak isterdim yağmur yağsın bulut yok olsun diye

nefreti, karların üzerine yazmak isterdim güneş açsın karlar erisin diye

...ve dostluğu ve sevgiyi, yeni doğmuş tüm bebeklerin yüreğine yazmak isterdim onlarla birlikte büyüsün bütün dünyayı sarsın diye

                                                                         yılmaz güney


13 Ağustos 2011 Cumartesi

10 Ağustos 2011 Çarşamba

bir tutam eski

      hani her sene anneler '' eveeet eski ne varsa hepsini ayıklayın atıyoruuz'' derler ya ben de işte o annelere karşı duran en sağlam insanım sanırım. şöyle ki ilkokuldaki defterlerimi bile saklıyorum. ama ne yapabilirim? onlar benim hatta onlar ben'im!
      bazen oturup tek tek inceliyorum onları. çok komik şeyler buluyorum sıklıkla. bazen de duygulanıyorum. ama bazen:) uzun süreli duygusallıklar benim bünyeye ters. geçenlerde lise1 den kalma bi defter çarptı gözüme. o zamanlar ne acayip şiirler yazıyormuşum ben. aman yarabbi! sanırsınız menapoza girmişim, bu durumun sonucu eşim tarafımdan aldatılmışım, çocuklar uzakta okuyor, şu hayatta tek başıma kalmışım falan filan. yahu akıllara zarar. düşünüyorum da ben galiba yıllar geçtikçe daha da çocuklaşıyorum. yoksa benjamin button mıyım la ben?? neyse yine devreler yandı. görüşürüz...:)

8 Ağustos 2011 Pazartesi

başbelasıııı

    kim mi başbelası? tabi ki de abim. yahu kaç yaşına geldi hala çocuk. sanırım bizim ailenin genel durumu bu.
    neyse ben hemen durumu anlatim. geldi yanıma dün yalvardı yakardı ille telefonumu istedi. kendi telefonu da çok güzel ama şarjı çabuk bitiyormuş. ben de genç delikanlı çocuk alsın bari bikaç saatliğine gezsin tozsun dedim. ama sadece 'birkaç saatliğine' . ilerleyen dakikalarda anladım ki kendi telefonumdan başkasında yapamıyorum. adeta onu aldatmışım hissine kapıldım bi an. sonra yatmadan önce bir kağıda not yazdım ve  başucuna bıraktım.-kendileri biz yattıktan sonra gelir de- . notun içeriği fazlasıyla tehditkar olduğundan sabah telefonuma kavuşma heyecanıyla uyandım ki ne göreyim?? not ve başbelasının başbelası telefonu aynı yerde. çıldıracaktım!
    şimdi 2. tehditime rağmen hala ortalarda yok. yahu bi de telefon elden gittikten sonra kendimi acayip önemli hissetmeye başladım. sanki her an beni biri arayacak ama ulaşamayacakmış gibi. hal böyle olunca da başbelasına olan öfkem daha da artıyor. benden günah gitti arkadaş. bu gece çok pis bi tuzak kurcam ona. Yaşasın Kötülüüükkk!!!!